3 Ekim 2013 Perşembe

Ontario Mahkemesi Kraliçe’ye Bağlılık Yeminini Yasaya Uygun Buldu

Ontario mahkemesi vatandaşlık şartı olan Kraliçe’ye bağlılık yeminini ifade özgürlüğünün ihlali olsa da anayasaya uygun buldu.

Ontario Yüksek Mahkemesi Hakimi Edward Morgan Kanada’da yaşayan ve üç göçmenin vatandaşlıkta istenen Kraliçe’ye yemin zorunluluğunun ayrımcı olduğu ve adil olmadığı iddiasıyla açtığı davayı reddetti.

Kararında “Vatandaşlık yemini mecburi verilmesi gereken bir ifade sayılır” diyen Morgan “Haklar ve özgürlükler yasasının 1. Maddesi uyarınca ifade özgürlüğünün makul düzeyde kısıtlanması özgür ve demokratik toplumda kanuna uygundur” diyerek yemini yasaya uygun buldu.

Hakim Morgan aynı zamanda davacıların iddia ettiği gibi vatandaşlık yemininin dini ya da eşitlik haklarının ihlali olmadığı sonucuna vardı.

Davacıların avukatlarından Selwyn Pieters temyiz başvurusunda bulunacaklarını söyledi.

Pieters mahkemenin vatandaşlık yeminin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğinin kabul etmesinin iyi bir başlangıç olduğuna inanıyor.

Vatandaşlık Yasası vatandaş olmak isteyenlerin, “Kanada Kraliçe’si 2. Elizabeth’e, varislerine ve haleflerine bağlı kalınacağına” dair yemin ya da tasdik etmesini şart koşuyor.

Uzun süredir Kanada’da yaşayan ve daimi ikamet kartı olan bazı göçmenler vatandaşlık yeminine karşı çıkarak “Kanada’ya sadakat”ın ifade edilmesinin yeterli olması gerektiğini düşünüyor.    

Federal hükümet Kraliçe’ye yeminin vatandaşlık şartı olarak Konfederasyon zamanından beri yürürlükte olduğunu söylüyor.

Hükümetle aynı görüşü paylaşan Hakim Morgan ifade özgürlüğünün ifade beyan etmemeyi de kapsadığını ve davacıların yemini yanlış tercüme ettiklerini ve yeminin amacını farklı gösterdiklerini ifade etti.

Hakime göre monarşiye karşı olmakta herkes özgür ve bu sistemin lağvedilmesi için yasal uğraş verilebilir. Bu ulus devrim yerine tartışma ortamı yaratmaktadır. Farklı fikirlerin dile getirilmesi Kanada siyasi kimliğinin bir parçasıdır.

Kraliçe’ye sadakat yemininin mahkeme macerası sürüyor. Ontario mahkemesinin kararı temyiz edildikten sonraki süreci hep birlikte takip edeceğiz.


Murat Kandemir, (Member of ICCRC), 3 Ekim 2013 

2 Ekim 2013 Çarşamba

Ara Geçiş Çalışma İzni (Bridging WP) ile Statü Zarar Görmeyecek

Kanada’da çalışma tecrübesi olan geçici işçiler daimi oturum müracaatına başvurduktan sonra göçmenlik işleminin bitmesini beklerken süreli olan çalışma izinlerini artık uzatabilecekler. BWP (Bridging Work Permit) denilen ve belli göçmenlik sınıflarında daimi oturum müsaadesi yapmış olan geçici işçilere verilen bu çalışma izni ile geçici işçiler Kanada’da göçmen olmayı beklerken yasadışı olmayacaklar.

Geçici çalışma izni sahipleri (temporary foreign worker) gerekli koşulları yerine getirdiklerinde daimi oturum müsaadesine başvurduktan sonra daimi oturum başvurularının sonuçlanmasını beklerken süreli olan çalışma izinleri bitebiliyor ve bu kişiler işlerinden ayrılmak zorunda kalıyor ve hatta ülkeden çıkmak zorunda kalabiliyorlardı. Devlet bu gibi durumda olanlar için 15 Aralık 2012’de BWP çalışma iznini tanıttı. Kanada Göçmenlik Bakanlığı’nın (CIC) bu duyurusunu daha önce yapmıştık. Bu izinle geçici işçiler Kanada’da yasal olarak kalabilecekler.

BWP’den halihazırda Kanada içinde bulunan sahibi oldukları çalışma izinleri bitmek üzere olan ve Federal Nitelikli Eleman Programı (FSW), Kanada Tecrübe Sınıfı (CEC), Eyalet Aday Programı (PNP) veya Federal Nitelikli İşçi Programlarından (FTSP) birisine başvuranlar ve programa uygun bulunanlar yararlanabilecekler.

BWP için yukarıda bahsi geçen ekonomik sınıflardan birinden başvuru yapmak ve en azından ön kabul almak gerekiyor. Yeni çalışma izni alacak olan işçinin çalışmakta olduğu işvereni yeni bir LMO (Labour Market Opinion) almak zorunda. Çalışma iznini yeniletmek istemeyen işçi CIC’ye başvurarak Kanada’da ziyaretçi olarak kalabilmek için belge alabilecek. Yeni çalışma izni almayan ve Kanada’da ziyaretçi izni almayan işçiler ilk çalışma izinleri bitimi sonrası ülkeden çıkmak zorunda kalacak.

Kanada içinde göçmenlik başvurusu yapan kişiler de açık çalışma izni alabilecekler. Live-in Caregiver sınıfı, eş sponsorluğu, mahkeme tarafından mülteci olarak tanınan kişiler de başvuruya uygun bulunduklarında açık çalışma iznine başvurabilecekler.

Özetlersek bridging WP için aşağıdaki kriterlere sahip olunmalı.

Yabancı kişi halihazırda Kanada’da bulunmalı,
Bu kişilerin çalışma izinleri geçerli ya da geçerliği 4 ay içinde bitecek olmalı,
FSW, CEC, PNP veya FSTP’ye başvurmuş asıl başvuru sahibi (principal applicant) olmalı,
Yapmış oldukları başvurularında programa uygun olduklarına dair ön onay yazısı almış olmalı,
Bridging WP’ye başvuru yapmış olmalı

Ara geçiş çalışma iznine Kanada’da statüsünü kaybetmiş olanlar başvuramazlar. Aynı şekilde sahip oldukları çalışma izinleri 4 aydan fazla geçerli olanlar da başvuru yapamazlar. Herhangi bir göçmenlik programına asıl başvuru yapanın eşi ve bakmakla yükümlü oldukları ayrıca bir çalışma izni başvurusu yapamazlar.

Bridging WP için adayların IMM 5710 kodlu formu ile başvurması gerekiyor. Bu başvurunun tam adı Application to Change Conditions, Extend my Stay or Remain in Canada as a Worker (IMM 5710)

Başvuru onaylandığında adaya 1 yıl geçerli Bridging WP verilecektir. Böylelikle asıl yaptığı Kanada göçmenlik başvurusunun sonuçlanmasını bekleyebilecektir. “Açık” olarak verilecek çalışma izni her sektöre ve mesleğe uygun olacak. Bu süre zarfında göçmenlik başvurusu cevaplandırılmamışsa ve adayın elindeki bridging WP bitmek üzereyse tekrar uzatılması için başvurulabilir.


Murat Kandemir, (Member of ICCRC), 2 Ekim 2013   

1 Ekim 2013 Salı

Quebec Eyaleti’nin Tartışma Yaratan Yasa Tasarısı

Kamu görevlilerinin dini sembolleri giymesini yasaklayan Parti Qubecois’in Değerler Yasası (Charter of Values) binlerce kişi tarafından protesto edildi. Protestoya daha çok Müslümanlar ve Sihler katıldı. Bu yasa kanunlaşırsa dini giyim kuşamı uygulayan göçmen Müslümanlar ve Sihleri etkileyecek.

Değerler Yasası’nın kanunlaşması halinde “ikinci sınıf vatandaşların” oluşacağına inananlar çoğunlukta. Toplum bu konuda bölünmüş durumda ve farklı eleştiriler ortaya atılıyor. Kanada Başbakanı Stephen Harper ilgili yasanın kanunlaşamayacağını eğer kanunlaşırsa federal hükumet tarafından yasal yollardan gereğinin yapılacağını söyledi.

Twitter hesabında Sih’lerin taktığı türbanı giydiği bir resmi paylaşarak tasarıyı eleştiren Kanada eski göçmenlik Bakanı Jason Kenney yasa tasarısını absürt bulurken Trudeau bu hareketin toplumda segregasyona yol açacağını iddia etti. NDP milletvekili Thomas Mulclair tasarıyı ucuz siyaset olarak tanımlarken Kanada’nın en büyük gazetelerinden Globe and Mail’de köşe yazarlığı yapan Margaret Wente Quebec Valisi Pauline Marois’in bu hareketini “popülist bir öfke” kaynağı görüyor.

Bu kadar baskı altında tasarının mimarı Parti Quebecois’in lideri ve Quebec valisi Pauline Marois ne yapacak?

Dini öğe taşıyan sembollerin takılması ya da giyilmesi hakkı savunuluyor ama fakir ve çalışan sınıf olan göçmen sınıfı tüm toplumda dışlanıyor. Daimi göçmenlerin yanında geçici işçiler de dışlanan kesim arasında.

Quebec’in tasarladığı “Değerler Yasası” gerekli mi? Kanada’da İnsan Hakları ve Özgürlükler Yasası (Charter of Human Rights and Freedoms) 1975’te Parlamento’da imzalanmış ve Kanada’nın temel hak ve özgürlükler yasası olarak tanınmıştı. Temel hak ve sorumlulukların garanti altına alındığı bu yasa daha iyi ve adil bir toplum yaratmayı amaçlamıştı. Quebec Hükümeti ve tüm bireyler dahil herkesi kapsayan bu yasa da sağlıklı bir çevre de eğitim hakkı gibi sosyal ve ekonomik haklar garanti altına alındı. Eşitlik hakkında da cinsiyet, cinsel yönelim ve din temeli gibi her türlü ayrımcılığı yasaklamıştı. 1982’de ayrıca “bu temel hakları ve özgürlükleri kullanırken kişi demokratik değerleri, kamu düzenini ve Quebec vatandaşlarının refahını gözetmek zorundadır” eklendi.   

Quebec hükümeti Quebec’i özgür ve açık bir toplum olarak tanımlayan son yasa tasarısını hazırlamakla Kanada İnsan Hakları ve Özgürlükleri Yasası’nı hiçe saymış olmuyor mu?

Eyaletin valisi Marois ve hükümeti “dikkat çeken dini sembolleri” yasaklayan yeni yasayı savunuyor ve bunun devletin dine tarafsız yaklaşımının bir gereği olduğunu öne sürüyor.

Eleştiriler de aslında dış görünüş ve giysi üzerinde yoğunlaşıyor. Devletin dininin olmaması birçok laik devletin uygulamaya koyduğu ve değişik inançlara sahip milletini kucaklayabilmek adına yapması anlaşılırdır fakat tarafsızlık adına sadece giysi üzerinden ayrımcılık yapmak problem yaratacaktır.

Örneğin iki devlet memurumuz olsun. Birisi başörtüsü takan fakat adil ve yasaya uygun şekilde görevini yapan Müslüman bir bayan ötekisi de görevini kendi teolojik anlayışa göre yapan Roman Katolik. Bu yasa yürürlüğe girerse sadece Müslüman olanın çalışmasını engelleyecek ve ikinci memuru etkilemeyecek. Eğer tarafsızlık konusu göz önüne alınacaksa burada bir memurun görevini yerine getirirken nasıl karar aldığı ve diğer insanlara nasıl davrandığına bakılmalı yoksa nasıl giyindiğine değil. Ayrıca “dikkat çeken dini sembollerin” yasaklanması sadece dini olarak dışarıdan anlaşılır derecede farklı giyinen dinleri etkileyecek. Diğer dinler bundan etkilenmeyecek. Bu da açık bir şekilde ayrımcılık olarak nitelendirilebilir.

Quebec devleti dine karşı tarafsızlık iddiasıyla hazırladığı böyle bir yasa tasarısıyla kendisiyle de çelişmiş oluyor. Zira yasa ile devletin giyilmesi ya da takılması yasaklanan haç, kipa, başörtüsü, ve Sihlerin giydiği türbanı teolojik ve dini olarak tanımlaması da gerekecek. Tarafsızlık iddiasında bulunan hükümet bu tür dini sembolleri neye göre tanımlayacak?

Siyası bir tartışmayı ateşlemenin dışında bir işe yaramayacak olan yasa tasarısı Quebec’in başını ağrıtacak gibi. Bu yasa tasarısına karşı olan o kadar çok argümanlar var ki. Tarafsızlık iddiası bunlardan sadece biri. Quebec hükümetinin tarafsızlık iddiasında bulunup sadece görsel öğeleri yasaklaması ayrı bir taraf tutma hali değil de nedir? Fetişist yaklaşımla sadece giysi ve dış görünüş üzerinde ayrımcılık yapmak tarafsızlık iddiasına karşı görünüyor.


Murat Kandemir, Member of ICCRC, 1 Ekim 2013  

26 Eylül 2013 Perşembe

Bazı Ülke Vatandaşları Kanada Vizesi için Parmak izi ve Biometrik Bilgi Verecek

23 Ekim’den geçerli olmak üzere 11 ülke vatandaşı Kanada ziyaretçi, öğrenci ve çalışma izni almak için başvurularına parmak izi ve fotoğraflarını eklemek zorunda kalacak.

Parmak izi ve fotoğraf zorunluluğu Arnavutluk, Cezayir, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Eritre, Libya, Nijerya, Suudi Arabistan, Somali, Güney Sudan, Sudan ve Tunus ülke vatandaşları için uygulanacak.

Kanada Göçmenlik ve Vatandaşlık Bakanlığı (CIC) bu ay Kolombiya, Haiti ve Jamaika ülke vatandaşlarına vize başvurusunda biometrik bilgi verme zorunluluğu getirdikten sonra ülke listesini yayınladı.

Geçen sene sınır güvenliğinin arttırılması amacıyla kanunlaşan Kanada’nın Göçmenlik Sistemini Koruma yasası uyarınca bu ülkelerden gelecek olanlar başvurularına parmak izi ve fotoğraf eklenmesi için Ottawa’ya ayrıca 85 dolar ödeyecekler.

Yetkililer liste oluşturulurken vize ret oranları, sınır dışı etme uygulamaları, siyasi sığınma talepleri ve sahte belgelerle ülkeye gelme gibi kriterlerin göz önüne alındığı belirtti.

İlk yıl tüm vize isteyen ve toplamda 300.000 olan ziyaretçi, öğrenci ve yabancı işçi vize başvurularının yaklaşık yüzde 20’sinin biometrik bilgi sunmak zorunda olacağı tahmin ediliyor. Bu uygulamadan çocuklar, yaşlılar ve diplomatlar muaf tutulacak.

Vize isteyenler Ottawa tarafından belirlenmiş biometrik bilgi toplamaya yetkili özel vize başvuru merkezine gidip parmak izi ve fotoğraflarını verecekler.

11 Aralık’tan itibaren diğer 16 ülke vatandaşları da biometrik bilgi sunmak zorunda kalacak. Bu ülkeler Afganistan, Bangladeş, Burma, Kamboçya, Mısır, İran, Irak, Ürdün, Laos, Lübnan, Pakistan, Filistin Otoritesi, Sri Lanka, Suriye, Vietnam ve Yemen.

Türkiye ne parmak izi ve fotoğraf vermek zorunda kalan ülkelerin ne de biometrik bilgi sunmak zorunda kalan ülkelerin içinde yer alıyor. Vize işlemleri eskisi gibi devam ediyor. Tabi vize işlemlerinin grev sebebiyle hala yavaş yürüdüğünü de söylemeden geçmeyelim.


Murat Kandemir, (Member of ICCRC), 26 Eylül 2013

25 Eylül 2013 Çarşamba

AB Mütekabiliyet Kuralı ve Kanadalılar İçin Vizesiz Avrupa

Kanadalıların tüm Avrupa’yı vizesiz özgürce gezebildiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Yakında AB bölgesinde Kanadalılara vize uygulayan ülkeler olabilir.

Geçen hafta Perşembe günü Avrupa Parlamentosu mütekabiliyet kuralını kabul etti. Bu uygulama kendi vatandaşlarına vize uygulanan ülkelerin de diğer ülkelere karşı vize uygulamasına imkan veriyor.  

Meksika kendi vatandaşlarına Kanada’nın vize uygulamasına tepki gösteren tek ülke değil. Bunun dışında AB’ye yeni giren ülke vatandaşları hala Kanada’ya vizesiz giremiyorlar.

Mütekabiliyet kuralı AB üyesi ülkelere kendi vatandaşlarına vize uygulayan diğer ülkelere vize uygulayabilmesinin önünü açıyor. Ayrıca yeni kurallarla birlikte AB bölgesine vizesiz giren diğer ülkelere tekrar vize uygulanabilecek. AB’nin şu an için vize istemediği ülkelerden –özellikle Balkan ülkeleri– gelen aşırı göç ve temelsiz iltica başvuruları bu kararda etkili oldu.

Avrupa Parlamentosu karar için yayınlanan bildiride, “Mütekabiliyet prensibi AB’ye vize muafiyeti olan üçüncü bir ülkenin AB vatandaşlarına aynı şekilde davranması AB ortak politikası gereğidir” deniliyor.

Bunun Kanada için anlamı nedir?

Kanada AB üyesi ülkeler olan Romanya, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti vatandaşlarına vize uyguluyor. Mütekabiliyet yasası yürürlüğe girdikten sonra bu ülkeler de Kanada vatandaşlarına vize uygulayabilecekler.

2009 yılında Kanada hükümeti aldığı bir kararla Meksika vatandaşları için vize uygulaması koymuştu. Meksika’nın tepkisini çeken uygulamanın bu ülkeden gelen iltica talepleri yüzünden olduğu açıklanmıştı. Meksika vatandaşlarına uygulanan vizenin kalkmaması halinde iki ülke arası ekonomik ve ticari ilişkilerinin zarar göreceği vurgulanmıştı.

Kanada Dışişleri, Ticaret ve İlerleme Bakanlığı verilerine göre 2011’de 38.000 Kanadalı Romanya’yı ziyaret etmiş. Aynı yıl 15.000 Kanadalı Bulgaristan’a giriş yapmış.

2009’da aşırı iltica talebi geldiği için Kanada Çek Cumhuriyeti’ne vize uygulaması koymuştu. Çekler Kanada’nın vize uygulamasını derhal kaldırmasını istiyor.

Böyle giderse bölgesel vize rejimi politikasından vazgeçilecek ve her ülke ister AB üyesi olsun ya da olmasın istediği ülkeye karşılıklılık prensibi uyarınca kendi vize rejimini uygulayacak.

“Benim vatandaşıma vize istersen ben de senin vatandaşına vize isterim” uygulaması Kanadalılar için vizesiz Avrupa’yı hayal haline getirecek.    
Kanada aslında tüm AB üyesi ülkelere vize uygulamak istemiyor. Hedef kriterlerine göre vize rejimi uygulayan Kanada bu konuda son dönemlerde özellikle Macaristan, Lituanya, Polonya, Slovakya ve Hırvatistan'a vize zorunluluğunu kaldırdı.

Bu ülkelere vize muafiyeti getirilmesi bu ülkelerden –özellikle Macaristan– gelen siyasi sığınma taleplerini patlattı.

İltica taleplerinin çok geldiği Macaristan, Meksika gibi ülkelerden oluşan ve diğer AB ülkeleri ile birlikte 37 ülkelik bir liste yayınladı ve bu listede yer alan ülkeleri Kanada iltica sistemine göre “güvenli” ülkelere olarak belirledi. Bu ülkelerden gelen iltica davaları daha hızlı görülerek sonuçlandırılıyor.

AP’nin Resmi Gazetesinden yayınlanan mütekabiliyet kuralı en az 24 ay sonra uygulamaya geçecek. Gerekli yazışmalar yapıldıktan sonra AB üyesi bir ülke AB vize rejimi dışında başka bir ülkeye vize uygulamasına gidebilecek.

Kanada’ya vizesiz giremeyen bazı AB üyesi ülkeler Kanada ve ABD’nin kendilerine vize uygulamasını kabul etmiyorlar. Tüm AB üyesi ülke vatandaşları vize muafiyetindeyken kendilerine vize uygulayan Kanada ve ABD’ye mütekabiliyet kuralı çerçevesinde vize uygulayacağı düşünülüyor.   

Murat Kandemir, (Member of ICCRC), 25 Eylül 2013

24 Eylül 2013 Salı

Vize Savaşı En Çok Yabancı Öğrencileri Etkiliyor

Dünyadaki Kanada elçilik ve konsolosluklarındaki grev yedinci ayını doldurdu. Ülkeye okumak için gidecek öğrenciler vize alamıyor. Vize işlemleri normalden çok daha uzun sürüyor.

Kanada’ya gelen uluslararası öğrencilerin ekonomiye katkısı 8 milyar dolar. 2013 yılındaki grev bu katkıyı yok etti.

Kanada Devlet Okulları Derneği’ne (the Association of Canadian Community Colleges) göre uluslararası eğitim sektörünün Kanada ekonomisindeki yeri 8.1 milyar dolar. Bu muazzam sektörün en büyük oyuncusu olan uluslararası öğrencilerin okul ücretleri hariç ekonomiye şahsi katkısı 10.000 dolar civarında.

Kanada elçilik ve konsolosluklarındaki grev uluslararası öğrenci başvurularının azalmasına yol açtı. Kanada’da okumak isteyen yabancı öğrenciler bu sene ortalama yüzde on azaldı. Sadece Çin’den geçen seneye oranla yüzde 25 daha az öğrenci gelebildi.

Okulların açılması ve grevin hala devam etmesi öğrenci vizesi alamayan ya da geç alan ve bu yüzden derslerine zamanında katılamayacak öğrenci sayısını arttırıyor.

Windsor Üniversitesi ve St. Clair Yüksekokulu bu sene yurtdışından kayıt yaptıran öğrenci sayısının azlığından şikâyetçi.

Eğitim sektörünün ekonomiye etkisi inanılmaz seviyede. 2009’da yapılan federal bir araştırma sonucunda uluslararası öğrencilerin Kanada ekonomisine yaptığı katkının 6.5 milyar dolar olduğunu saptadı.

Sektörden beslenen diğer kurumlarda çok etkilendi. Yabancı öğrencilere kalacak yer ayarlayan emlakçılar da dertli. Yanlarına yabancı öğrenci kabul eden ve bu yolla gelir elde eden Kanadalı aileler de sıkıntıda. Eylül’den önce yer ayarlayan yabancı öğrenciler depozitolarını ödediler bile. Vize alamayan öğrenciler hem depozitolardan oluyor hem de rezervasyonlarını iptal etmek durumunda kalıyorlar.

Okullar derslerine zamanında başlayamayan öğrenciler için yaratıcı çözümler sunuyor. Toronto Üniversitesi kayıt yaptıran yabancı öğrencilerin vize alıp alamadığını yakından takip ediyor.

McGill Üniversitesi kayıt yaptıran öğrencilerinin derslere geç başlamalarına olanak tanıyor. Hatta yurtlarında kayıt yaptıran yabancı öğrencilerin ülkeye geç gelmesi ihtimaline göre bekletiyor.

Vancouver’deki Kanada West Üniversitesi uluslararası öğrencilerin ilk sömestrdeki dersleri online olarak almasına olanak tanıyor. Online olarak derslere başlayan öğrencisi Kanada vizesi alır almaz sınıf içi derslere devam edebilecek.    

Kanada eğitiminin popüler olmasında katkısı bulunan Kanada yüksekokul ve üniversiteleri sadece kendileriyle değil aynı zamanda diğer ülkelerdeki eğitim kurumlarıyla rekabet içinde.     

Vize alamayıp eğitimin başladığı dönemlere yetişemeyen öğrenciler başka ülkelere okumaya gidecek.

Kanada eğitim kurumlarının her sene kabul ettiği uluslararası öğrenci kontenjanı çok sınırlı. Bu sınırlı kontenjanı dolduramayan eğitim kurumları uluslararası eğitim sektöründen yeteri kadar pay alamayacaklar. Windsor Üniversitesi’nin her sene kabul edeceği yabancı öğrenci sayısı 500-700 öğrenci arasında.

Waterloo’daki Conestoga Yüksekokulu başkan yardımcısı Alan Vaughan gazeteye verdiği demeçte yeni kayıt yaptıran 200 öğrencisinin hala vize alamadığını belirtti.

Sıkı bir araştırma yapıp Kanada’da okuma hayali kuran ve başvurularını yapıp ön ödemelerini yapan gençlerin zamanında öğrenci vizesi alamamaları öğrencileri kötü yönde etkiliyor.

Yabancı Misyon Çalışanları Profesyonel Derneği (PAFSO) üyelerinin başlattığı ve dünyadaki Kanada elçilik ve konsolosluklarındaki grevi halen devam ediyor. Aylardır süren grevde taraflar bir uzlaşmaya varamadı. Ne federal hükümet verdiği tavizden ne de PAFSO taleplerinden vazgeçmiyor.

Kanada vize departmanlarında görevli PAFSO üyesi memurlar vize verilmesi gibi hizmetleri ağır görüyorlar. Vize başvuruları normalden daha uzun sürüyor ve her ne kadar Kanada Vatandaşlık ve Göçmenlik Bakanlığı (CIC) öğrenci vizelerinin en fazla iki ay içinde sonuçlandırıldığını söylese de Kanada eğitim kurumları yabancı öğrencilerin uzayan vize işlemleri sebebiyle kararlarını değiştirdiğini ve başka ülkelere gitmeye karar verdiğini söylüyor.

Kanada vizesi almak zaten zor. Bu grevde vize almak imkansıza yakın görünüyor. Umarım sorun en kısa zamanda çözülür.


Murat Kandemir, (Member of ICCRC), 24 Eylül 2013

18 Eylül 2013 Çarşamba

Kanada Müzisyenler Federasyonu (CFM) Göçmenlik Bakanlığı’nın Yabancı İşçi Programı Değişikliklerini Destekliyor

Kanada’da müzisyenlerinin üye olduğu en büyük meslek örgütü Kanada Müzisyenler Federasyonu, CFM, Kanada Vatandaşlık ve Göçmenlik Bakanlığı’nın (CIC) yabancı işçilerin almak zorunda olduğu LMO (Labour Market Opinion) için yeni getirilen ücret uygulamasını destekliyor.

Yeni ücretlerin ne CFM ne de Amerikan Müzisyenler Federasyonu (AFM) üyelerini etkilemediği belirtildi.  

CFM üyesi sanatçı müzisyen çalışma izni muafiyet olmayan bir yerde sahne alacağı zaman çalışma izni alacak fakat LMO’dan muaf tutulacak. Bar, restoran ve gece kulübü gibi çalışma izni muafiyeti olmayan yerlerde sahneye çıkmak isteyenler ücret ödeyip LMO ve çalışma izni alacaklar.

Kanada’daki bar ve restoran sahipleri çalışma izni ve LMO ücretlerinden kaçınmak istiyorlarsa ABD’den AFM üyesi müzisyen getirecek ve sendika iş kontratı imzalayacak.

Uluslararası sanatçıları yurda getiren Kanada bar, restoran ya da gece kulübü sahipleri tepki göstermişti. Yemekli ve içkili eğlence yerlerinde sahneye çıkmak LMO ve çalışma izni ücretinden muaf sayılmıyor.

Bir gazeteye konu ile ilgili konuşan CFM Başkan Yardımcısı Alan Willaert, sanatçı müzisyenle kontrat imzalamanın profesyonel kaliteli hizmet verebilmesi için gerekli bir prosedür olduğunu ve imzalanacak kontratta müzik grubunun sözleşmeye uygun olarak sahneye çıkması için bir garanti anlamına geldiğini söyledi.

CFM konu ile ilgili bir bilgi notu hazırlayarak tüm üyelerine dağıttı. Bilgi notunda tüm üyelerinin endişelerinin yersiz olduğu vurgusu yapılarak tüm değişikliklerin bir özeti verildi.

Kanada’da kapsam dışı tutulan yerlerde sahne performansı yapacak her bir sanatçı 250 dolar LMO ücreti ödeyecek.

Eğlence yerleri, festivaller, açık hava konserleri, müzik konferansları ya da ödül organizasyonları ve müzik turneleri (turnedeki müzisyenler, tur organizatörü, diğer işçiler veya teknisyenler de dahil olmak üzere) hem çalışma izninden hem de LMO’dan muaf.

CFM üyesi olmayan bir müzisyenin ödeyeceği minimum ücret 425 dolar. Bunun 275 doları organizasyon tarafından ödenen LMO işlem ücreti ve müzisyenin ödediği 150 dolar çalışma izni ücretini oluşturuyor.

Ücretler en az bir performans olmak üzere herhangi bir mekan için kullanılabiliyor ve Kanada’da çalışma izni alınmasını gerektirmeyen birçok organizasyon ve mekan bulunmakta.

CFM sahne sanatları ile geçinen profesyonel müzisyenlerin haklarını korumak için çalışmakta ve meslek ile ilgili tüm sorunlara bir çözüm getirmeye çalışmaktadır.

17.000 müzisyen üyesi olan CFM ve 90.000 üyeli Amerikan Müzisyenler Federasyonu (AFM) sıkı işbirliği yapmakta ve Kuzey Amerika’daki müzik eğlence sektörünü temsil etmektedir.

Meslek örgütü de bunun için var. Üyelerinin dertlerini ve sıkıntılarını dinler ve temsil ettiği sektörü ilgilendiren her türlü yasa ve uygulamalar konusunda gerekli adımları atar.

Murat Kandemir, (Member of ICCRC), 18 Eylül 2013